Kış tatili konusu gündeme geldiğinde herkesin plan yapmak için heveslendiği Kars’tayım. Sizler için de bu rehberi hazırlamadan edemedim. Herkesin bu muhteşem şehri görmesini, tarihi yapıları arasında gezerken büyülenmesini ve soğuğuna rağmen tekrar gitme hayalleri kurmasını istiyorum!
Kars tatilini büyülü bir şekilde finalize etmek istediğimiz için Kars’tan kalkan Doğu Ekspresine bilet aldık. Aslında her şey bu biletle başladı. Bilet bulabileceğimizi hayal ederek hem otel hem restoran planlarımızı yaptık. Bilet bulur bulmaz da hepsine rezervasyon yaptırdık ve Kars en hızlı planladığımız tatil rotası olarak listeye zirveden giriş yaptı.
Bu bilgiden sonra rotayı başa sarıyoruz ve ilk güne gidiyoruz. Kars Tren Garı’nda indikten sonra bize ev sahipliği yapacak Cheltikov Otel’e geçiyoruz. Baltık mimarisinin en sevdiğimiz eserlerinden biri olan bu otel önceleri konak, depo, doğumevi, hekimevi ve hastane olarak hizmet vermiş. Gezilecek tarihi yapılar listesinde! Konaklamasanız bile içini gezebilirsiniz, not alınsın.
Otele yerleştikten sonra Kars merkezi gezmek için tekrar dışarı atıyoruz kendimizi. Burada Rusların Kars’ta yaklaşık 40 yıl süren hakimiyeti sonucunda Ermeni kültürünün etkisinde kalan birçok tarihi yapı bulunuyor. Hem Osmanlı hem Ermeni kültürüyle oluşan bu yapıların birçoğunun Kars Merkezde olması ise gezerken epey kolaylık sağladı açıkçası. Kars merkezi geze geze, bol fotoğraf çekerek 2 saatte tamamlayacağınıza bile eminim. Küçük olmasının dışında soğuk olması da hız kazandırıyor 🙂
- Defterdarlık: Caddenin köşesinde konumlanan bu Rus mimarisi örneği yapı önceleri valilik binası olarak kullanılmış. Sarı renkli dış cephesiyle oldukça farklı ve heybetli gözüküyor.
- Belediye: Atatürk’ün balkonundan halka seslendiği, eskiden Kız Mektebi olan Rus mimarisi yapı.
- Atatürk Parkı: Devlet binalarının ortasında kalan bu park adını Atatürk heykelinden alıyor.
- Ticaret ve Sanayi Odası: Ahşap ve kırmızı renk detayıyla Baltık mimarisi eseri olan bu yapı önceleri bir konakmış. Kesme bazalt taşlardan yapılmasıyla siyah bir görüntüsü var ki ekstra büyüleyici olmuş.
- Valilik: Kars Antlaşması’nın imzalandığı yer olmasıyla önemi katlanan bu yapı Cumhuriyet’in ilanıyla birlikte Valilik binası olmuş. Yine bir Rus mimarisi örneği.
- Katerina Sarayı: Çar II. Nikolay tarafından Baltık mimarisinde yapılan bu yapı konak, askeri birlik binası, hastane olarak hizmet verdikten sonra günümüzde otel olarak kullanılıyor. Kars’ta kalınacak oteller listesinde ilk sıralarda.
- Tuncer Güvensoy Evi: Baltık mimarisi eseri bu olan bu yapı özel mülk olsa da dış cephesiyle bile görülmesi gereken bir durak noktası. Yine burada da sarı dış cephe ilgi çekici.
- Fethiye Camii: Ruslar tarafından yapılan kiliseye minare eklenmesiyle camii olarak hizmet vermeye başlamış.
- On iki Havariler Kilisesi: aslında şimdilerde minare eklenmesiyle Kümbet Camii olarak değişse de adı kilise olarak adı geçiyor. Ermeni mimarisi örneklerinden.
- Kafkas Üniversitesi Devlet Konservatuvarı: Çar II. Nikolay tarafından oğlu için yaptırdığı bir av köşkü aslında burası.
- Namık Kemalin Evi: Kars Valisi olan dedesiyle birlikte Namık Kemal’in kaldığı bu ev şimdilerde aşık atismalarina ev sahipliği yapıyo. Burada yaşayan ozanların bustlerine de bahçesinde yer verilmiş.
- Müze: Arkeoloji ve etnografi müzesi olarak bölgedeki eserleri görebileceğiniz yer.
- Kars Hamamları: Puşkin, Cuma, Ilbeğioğlu, Muradiye hamamlarinin olduğu bu bölge tarihi hamam bölgesi olarak anılıyor.
İlk günün yemek durağı Gastro Kars
Gastro Kars, İpek Hanım Çiftliği’nin oluşumu bir marka. İstanbul’da birçok ürününü aldığımız bir yer olunca Kars’ta da gelmek istedik. Kars’ın geleneksel duruşuna uygun ama oldukça da zevkli bir dekoru var. İçeri girdiğimizde çok iyi bir uyarlama olduğunu hissettik. Oldukça büyük bir alan, ahşap masa ve sandalyeler, kitaplıklar, çiçekler ile çok hoş bi ambiyans.
Dekor olarak Kars’a uygun olmasının yanı sıra menüsü de buraya uyarlanmış elbette. Kaz eti gibi Kars’a özgü her yemek burada var. Yemek dışında kahvaltı, tatlı gibi her öğüne hitap eden bi marka. Piroşki, Kars peyniri kızartması, piti, kuzu tandır ve sütlaç masamızın yıldızlarıydı. Gitmeden rezervasyon yaptırmayı ihmal etmeyin ve benim yerime bi piroşki yiyin!
İkinci gün rotamızda en merak ettiğimiz 2 durak var. Çıldır Gölü ve Ani Antik Kenti! İkisini aynı günde gidebilmek için erkenden yola çıkmak gerek ama önce bir küçük kahvaltı meselesi için Boğatepe Köy Pazarı’na uğruyoruz.
Kahvaltıyı konuşmadan önce Boğatepe Köyünden bahsetmenin tam sırası! Bu köy kars gravyeri ve Kars kaşar üretiminin başladığı yer. Malakan ailesi Kafkasya’dan göçerek, sürülerek de deniyo, Boğatepe’ye yerleşiyor. Özellikle mandıracılık konusunda tecrübeli olan Malakanlar, bölgedeki hayvancılıktan da faydalanarak peynir üretimi yapmaya başlıyor. Mandıralar kurarak Malakan peyniri kültürünün buraya yerlestiriyorlar. Bu bilgileri zaman içinde öğrenen Kars’lılar da üretime başlıyor. Peynir ve süt üretimiyle Kars peynirinin önemli bir noktaya gelmesi de bu başlangıcın eseri!
Boğatepe Köy Pazarı’nda hem Boğatepe Köyü’nde üretilen peynirleri satın alabiliyor hem de kahvaltı yapabiliyorsunuz. Kahvaltı standart ürünlerden oluşuyor görünse de lezzeti ve doğallığı işi güzelleştiren tarafıydı. Kars’ta olduğumuz belli olsun dedik kavurmalı yumurta geldi masaya. Yine gördüğünüz kete, Doğu Anadolu Bölgesinde oldukça yaygın. Kars’ta da yapılan kete, yağ, un ve tuzla hazırlanan bir karışımın, mayalanmış yumuşak bir hamurun içine konması ve fırında pişirilmesi ile hazırlanıyor. Yöresel bir lezzet olarak çoğu restoranın tadımlık bölümünde vardı.
Boğatepe köy kahvaltısı için başka bir seçenek de Boğatepe’de yaşayan ailelerin hazırladığı kahvaltılar. Telefonla arayarak, muhtemelen otelinizden bulursunuz bu bilgiyi, gideceğiniz gün köy kahvaltısı hangi evde olacaksa oraya gidiyorsunuz. Deneyimlemek isterseniz sabah Boğatepe’de kahvaltı yapmanızı, sonra köydeki peynir müzesine gidip, köyü gezmenizi tavsiye ediyorum.
Kahvaltıdan sonra Ani Antik Kenti ile büyülenme şovuna başlıyoruz!
İpek Yolu üzerinde bulunan Ani Antik Kenti, Anadolu’nun ilk yerleşimi alanlarından biri olarak biliniyor. Ani 10. yy’da Ermenistan ile sınırı belirleyen Arpaçay Nehri’nin yanında kurulmuş. Zamanında Ani Kenti Ermeni hükümdarlarının başkenti olarak 100.000 binden fazla nüfusa da ev sahipliği yapmış büyük bir kent esasında. Güzel haber: Ani Arkeolojik Alanı 2016 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne kaydedilmiş
Ani Antik Kenti‘ni eski bir yerleşim olarak düşündüğünüzde bir yerleşim olması beklenen tüm yapıların kalıntılarını görüyoruz aslında. Çok kültürlü bir yapıya sahip olmasıyla kilise ve camii, şehri koruyan surlar, ticaretin yapıldığı kervansaraylar, hamam, değirmen, saray gibi birçok yapıyı burada görüyoruz. Bunlardan bazılarına birlikte bakalım:
- Abughamrent Kilisesi: Ani’nin simgesi. Burası Pahlavuni ailesinin özel şapeli olarak yaptırılmış. Çok ihtişamlı gözüküyor.
- Manuçehr Camii: Anadolu’nun ilk Türk camii olma özelliğine sahip. Alparslan’ın fethi sonrası yaptırılmış.
- Ani Kathedrali / Fethiye Camii: Alparslan’ın fethi sonrası kılınan fetih namazıyla birlikte Fethiye Camii adını almış.
- Antik Kent Surları: Kent yaklaşık 5 km. uzunluğundaki surlarla çevrelenmiş.
- Gagik Kilisesi: Ani hükümdarlarından Kral Gagik tarafından yaptırılmış. Fakat sağlam olmadığı için günümüzde sadece kalıntıları bulunuyor.
- İpekyolu Köprüsü: Anadolu’ya giriş kapısı olarak kabul edilen Köprü, zaman içinde yıkıldığı için şimdilerde sadece Arpaçay Nehri’nin iki ucunda kalan ayakları var. Manuçehr Camii’den görülüyor.
Ani Antik Kenti’ni gezmemiz yaklaşık 3 saatimizi aldı. Çok büyük bir alanda irili ufaklı 21 yapı var nihayetinde. İşin içinde karlı yollar ve soğuk da girince yürümesi zorlaşıyor. Girişler ücretli, güncel fiyat 22 TL. Müze kart geçerli. 08.00 19.00 arası ziyaret edebilirsiniz. Kars Merkez’dan özel araçla yaklaşık 1 saatte ulaştık. Öğleden önce gezmeye başlamanızda fayda var.
Ani’den sonra sıra gölde yürüme deneyimi için Çıldır Gölü’nde!
Ardahan ve Kars illerine sınırı olan Çıldır Gölü, Ardahan iline bağlı ve Kars merkeze de yaklaşık 1 saat uzaklıkta. Böyle olunca da Kars’a gelince mutlaka gidilmesi gereken yerler listesinin başına adını yazdırmış.
Çıldır Gölü, Doğu Anadolu Bölgesinin en büyük tatlı su gölü olmasının yanı sıra Van Gölü’nden sonraki en büyük ikinci göl. Bu göl aslında bölgede balıkçılığın gelişmesini sağladığı için önemli bi geçim kaynağı. Özellikle sazan balığı olan sarı balık bölgede epey popüler.
Kışın özellikle ilgi çekici olmasının sebebiyse gölün donması. Aralık ayının başından itibaren donan gölde yürümek, kızak turuna çıkmak ve buzda balık avlamak oldukça popüler kış aktiviteleri. Bizim bulunduğumuz zaman diliminde göl donmasının üzerine karla kaplanmıştı. Böyle olunca da upuzun bir arazide yürüyor sanıyorsunuz kendinizi. Bu hislerle yürürken bi anda karşınıza buzlu bi yüzey çıkabiliyor. İşte o an nerde olduğunuzu anlıyorsunuz biraz ürkütücü, ama buzlu gölün üzerinde yürümek isterdim. Bunun vaktini yakalamak da kısmet işi ama sanıyorum ki Aralık ayı sonları Çıldır Gölü’ne gelmek için ideal.
Buzda balık avlamak için sizi kızakla gölün ortalarına doğru götürüyorlar. Buralarda gölün üzerindeki buz tabakası kırılarak balık avlıyorsunuz. Fakat yürürken bile donduğumuzu düşündüğümüz için daha ileriye gidicek gücü bulamadık. Eğer böyle bir niyetiniz varsa mutlaka sıkı giyinin. Fazla sıkı
Gölün çevresinde 3 mekan var. Kars merkeze yakınlık sıralamasına göre; Günay’ın Yeri, Kütük Ev ve Atalay’ın Yeri. Amacımız Atalay’ın Yeri’ne gitmekti. Fakat vaktimiz daraldığı için Araçay Kütük Ev’de durduk. Bu mekanlardan birinde durmak zorundasınız. En azından göle yürümek isteseniz bile bu mekanların oluşturduğu alanlar size referans olacaktır. Bunun dışında balık tutmak ve yemek için de size imkan sağlıyorlar.
İkinci günün akşam yemeği için Kars’ın ilk yöresel restoranı olan Kars Kaz Evi’ne gidiyoruz!
Kars Kaz Evi, Kars’ın en popüler restoranlarından olmasının yanında 1.sınıf restoran kategorisinde yer alıyor. İşletmenin kurucusu Nuran Hanım her masaya gelip hoşgeldiniz diyen, tatlı tatlı sohbet eden müthiş bir kadın!
Mekan ahşap dekoruyla biraz bohem bi havaya sahip. Yöresel, etnik ögelerle de Kars’a geldiğinizi hissettiriyor. Kars Kalesi’ne oldukça yakın, merkezi bir konumda. İçeride masa sayısı oldukça yeterli, dışarıda yoktu. Belki yazın masa konuluyordur. Bu soğukta biraz zor 🙂
Gelelim yemeklere. Yanında bulgur pilavı ile servis edilen tandırda kaz, kiremit kebabı, şirin pilavı ve çoban salata siparişledik. Hepsine bayıldık! Kaz eti yemek için doğru adres arayanlara mis gibi öneri.
Burada yemek dışındaki diğer önemli konu ise Kafkas gösterisi. Kafkas dans ekibinin yaptığı yaklaşık 1 saat süren gösteriye hayran kaldık. Bu gösteriyle birlikte mekan adeta Kars’ın kimliğini yansıtan birkaç saat sunuyor size.
Üçüncü gün planlarınıza Kars’a yakın ve gidilmesi tavsiye edilen Sarıkamış ile devam etmenizi öneriyoruz.
Biz ufak bir sağlık probleminden dolayı gidemedik. Fakat gitmiş olsak Sarıkamış Katerina Köşkü’nü gezip, Sarıkamış Kayak Merkezi’nin tadını çıkarırdık. Yemek için de cağ kebabını kaçırmazdık. Ormancı Cağ Kebabı ya da Öz Can Baba Lokanta yemek yemek için mola verdiğimiz duraklardan olurdu.
Sarıkamış olamayınca Kars merkezi gezmeye, artık bildiğimiz sokaklarda yürümeye devam ettik. Kafkas Cephesi Harp Tarihi Müzesi’ni de programımıza dahil ettik.
Öğle yemeği için Kosor Cağ Kebap’a geçiyoruz. Yumuşacık et, tertemiz dükkan, iyi esnaf birleşmiş Kosor ortaya çıkmış. Mutlaka bir yemek molası verin burada!
Kars’taki son akşam yemeğimiz için Hanımeli Ev Yemekleri’ne geçiyoruz.
Kars’ta kadın girişimiyle açılan ilk mekan olan Hanimeli Ev Yemekleri‘ni keyifli bir final olması için son güne sakladık. Gerçekten de lezzetli yemekleri, sazli sözlü aşık atışmasıyla güzel bir gece oldu.
Kadın girişimci Dilek Adıgüzel tarafından kurulan Hanimeli ailece işletilen bir mekana dönüşmüş. İç mekanda oldukça fazla oturma alanına sahip. Dışarıda da masaları oluyor sanırım ama hava -225 derece falan olduğu için kimse dışarıda oturamıyor şimdi. Çok yöresel ve otantik bir dekorasyonu olması da buraya ilgiyi arttırmış. Özenli olan her yer fark ediliyor!
Yemek konusuna gelicek olursak, piroşki, üzümlü pilav ve safranlı et kavurmadan hazırlanan Acem kavurma ve Kars eriştesi, yeşil mercimek ve patatesle hazırlanan Erişte pilavı ile kuzu incikten hazırlanan pörtletme söyledik. Bir de çoban salata. Sonra da buranın meşhur tatlısı Gafil Gonak denedik. Aniden gelen misafir tatlısı olarak geçermiş. Un yağ safran ve balla hazırlanıp üzerine 7 çeşit baharat ekleniyor. Tadı çok hafif ve yemek üstüne iyi gelen bir tatlıydı. Son olarak da Kars’ta alkol hizmeti veren nadir mekanlardan olduğunu da ekleyelim.
Buranın yemekleri dışında diğer önemli konusu da aşık atışması olması. Bazı akşamlar, neredeyse her akşam ama gitmeden sorun, akşam 19.30 20.00 gibi başlıyorlar. 1, 1 buçuk saat kadar da sürüyor. İki ozanın saz eşliğinde birbirlerine karşılıklı dizeler okuduğu bi Anadolu geleneği bu. İzlemesi de dinlemesi de çok keyifliydi. İşinin ehli iki kişiyi izleme şansı bulabileceğiniz en güzel yer burası.
DOĞU EKSPRESİ İLE DÖNÜŞE GEÇİYORUZ!
Giderken uçakla, dönerken Doğu Ekspresi ile. Çünkü en güzel kar manzaraları dönüş yolculuğunda yakalanıyor. Yataklı kompartımanlarda, temiz çarşafların verildiği, ısıtıcıların çalıştığı güzel bir seyahat olduğunu söyleyebilirim. Lüks bir seyahat değil ama oldukça yeterli bir konfora sahipti. Bu seyahatin en büyük sebebi elbette uçsuz bucaksız kar manzaralarını görebilmekti ve öyle de oldu. Bu manzaraları görmenin sanırım başka yolu da yok. Dağları tepeli aştık, tünellerden geçtik, buz tutmuş nehirleri seyrettik, bembeyaz karların üzerinde yükselen güneşle yeni güne bile uyandık. Dönüş yolculuğunu trenle yaptığınızda Kars gezisinin büyüsü kesinlikle artıracaktır, benden söylemesi. Eminim Doğu Ekspresi ile ilgili aklınızda sorular oluşmuştur, onlara tek tek cevap verelim istiyorum, hadi.
Biz hangi Doğu Ekspresi’ni tercih ettik, neden?
Biz Kars’tan Ankara’ya dönüşte Doğu Ekspresi ile seyahat ettik. Bu yolculuktan beklentimiz kar manzaraları görmekti. Bunu da Kars’tan 08.00’de hareket eden bu trende bulabilecektik. Çünkü tren sabah erken saatlerde en yoğun kar manzarası olan Kars, Erzurum, Erzincan, Sivas’tan geçiyor. Bu da gündüz gözüyle manzara izleme keyfi demek aslında. Eğer isteğiniz farklı illeri mola vererek gezebilmekse tercihiniz Turistik Doğu Ekspresi olmalı.
Yolculuk süresi nedir?
Kars’tan Ankara’ya giden doğu ekspresi web sitesinde 08.00 biniş, sonraki gün 09.00 iniş olarak gözükse de tren arızası sebebiyle 09.00’da kalkarak sonraki gün 14.00’de Ankara’ya vardık. Ankara’dan İstanbul’a geçmek için de YHT bileti aldık. Biletlerinizi bu saate göre almanızı tavsiye ediyorum.
Hangi vagonu tercih ettik?
Doğu Ekspresi’nde örtülü kuşetli vagon bileti aldık. Bu vagonlarda 4 kişilik koltuk var. Bu koltuklar, ranza sistemiyle üstte 2, altta 2 olmak üzere 4 kişilik yatağa dönüşüyor. Fakat 4 kişinin “sağlıklı bir şekilde” kalabileceği büyüklükte bir alan yok aslında. Biz 2 kişi olarak, 4 kişilik bilet alarak 1 odayı kapatmış olduk. Bu haliyle dahi turistik doğu ekspresinin çeyreğini ödedik.
Bilet alırken nelere dikkat ettik?
Biletler Eybis üzerinden ve Web sitesi üzerinden satışa çıkıyor. 1 ay sonrasının bileti bugün satışa çıkıyor. Sistemi öyle düşünebilirsiniz. Fakat bu biletlerin çoğu hatta neredeyse hepsi tur şirketleri tarafından satın alınıyor. Dolayısıyla sistem açıldığında alabileceğiniz bilet neredeyse 0 oluyor. Sürekli kontrol ve güncelleme ile bilet alma şansınız var.
Fakat zaman içinde şunu anlıyorsunuz. Tur şirketleri satamadığı biletleri yaklaşık 1 hafta önce sisteme iade ediyor. Bu da sizin alabileceğiniz taze biletler demek. Eğer sistemi sürekli kontrol ederseniz yakalama şansınız diğerine göre daha yüksek. Biz tam 1 hafta öncesinde dönüş için tren biletini alabildik. Ardından da gidiş için uçak bileti ve konaklama rezervasyonu yaptık. Bunlar için opsiyonlarınızın hazır olmasını öneririm. Çünkü sizin gibi bilet yakalayan çok kişi olacak ve herkes aynı oteller için yer arayacak. Yukarıda bahsettiğim Cheltikov ve Katerina.
Trende hangi imkanlar var?
Trende her odada kapının hemen üzerinde 1 adet priz var. Kapılar içeriden kilitlenebiliyor ve perde ile kapının camın kapatılıyor. Camın yukarıdan açılabildiği odalarda sıcaklığı istediğiniz şekilde ayarlayabildiğiniz kalorifer sistemi var. Bizim şansımıza mi bilinmez birkaç saat bozuktu ama sonrası sorunsuz devam etti.
Bu odalarda 1 gece geçireceğiniz için TCDD tarafından çarşaf, nevresim, yastık ve yastık kılıfı veriliyor. Yastık dışında saydıklarım yıkanmış ütülenmiş ambalajlı paketler içinde veriliyor ve gerçekten tertemizdi. Yastıklar da temizleniyormus ama kullanmadık biz.
Tren temizliği ve tuvaletler ne durumda?
Tren standart temizlikte, eski olduğu için de temiz olsa dahi tertemiz hissi yok. Odaya girmeden dezenfektanlı mendillerle silme gibi tedbirleri aldım tabi, size de öneririm.
Trende her vagona ait 2 tuvalet var ve herkesin ortak kullanımında. Trene bindiğinizde tuvaletler gayet temiz. İnsanların kullanmasına göre de temizlik düzeyi zaman ilerledikçe değişiyor elbette, orası için de bol dezenfektan ve kolonya.
Hava çok soğuk olduğundan dolayı tuvaletler için kullanılan su donabiliyor. Bu nedenle de temizlik aksayabiliyor. Tuvaletlerin bir süre kapatıldığını da gördük.
Trende mutlaka yanınızda olması gerekenler neler?
Tuvalet kağıdı, peçete, dezenfektan, dezenfektan özellikli ıslak mendil, çarşaf ve yastık kılıfı hatta yastık, alabilirseniz battaniye, terlik, pil, üçlü priz. Yiyecek içecek konusunu da abartmadan ama mutlaka yanınıza alın. Çünkü 1 günden fazla yolda oluyorsunuz. En önemlisi de kabin bagajdan daha büyük bagaj almayın yanınıza. Odaya sığmanız çok zor olur.
Bir de cam önünü süslemek için ışık, mum, artık keyfinize göre bişeyler. Çok küçük bir alan zaten birkaç parça almanız yeterli.
Erzurum’da cağ kebabı siparişi veriliyormuş, nereden almalıyız?
Dışarıdan trene yemek alabileceğiniz tek nokta Erzurum’da. Burada yaklaşık 15 dk mola veriyor tren. Molaya 1 saat kala da sevildiğini bildiğimiz Gel Gör Cağ Kebap‘ı aradık. Tren durduğunda bizi bekliyorlardı. Mesafeyi de düşünürsek sıcaklığı gayet yerindeydi.
Son not, Doğu Ekspresi için Kars Garı’nda trene binmeden o meşhur tren pozunu vermeyi unutmayın. Trene koşmamak için biraz erkenden garda olmayı da 🙂
Şimdiye kadar hiç böylesine beyaz bir şehirde yürümemiş, büyüleyici tarihi yapıların karla birleştiğinde böylesine harika olacağını düşünmemiştim. Tarihi, yemekleri ve mimarisiyle bize çok iyi gelen bir kış tatili rotası oldu Kars. Umuyoruz ki, size de okuması iyi gelmiş ve gitmek için plan yapma hevesi vermiştir!